Ana Sayfa
Spor🔥9.3

Karadeniz'de 'serseri' tehlike: Rusya-Ukrayna savaşının sahipsiz mühimmatı sahillerimizde! Uzmanlar tedbirleri ve riskleri anlattı

METİN AKTAŞOĞLU / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr - Rusya-Ukrayna savaşı pek çok küresel etkisinin yanında hız kesmeyen elektronik harp mücadeleleri ve çatışmalarıyla Karadeniz'de Türkiye'ye de tesir eden farklı etkiler de doğurmakta. Bir süredir bunların en başında Kuzey Karaden

Milliyet Spor· Milliyet Spor24 Ağustos 20265 dk okuma
Kaynağa Git
Karadeniz'de 'serseri' tehlike: Rusya-Ukrayna savaşının sahipsiz mühimmatı sahillerimizde! Uzmanlar tedbirleri ve riskleri anlattı

METİN AKTAŞOĞLU / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr - Rusya-Ukrayna savaşı pek çok küresel etkisinin yanında hız kesmeyen elektronik harp mücadeleleri ve çatışmalarıyla Karadeniz'de Türkiye'ye de tesir eden farklı etkiler de doğurmakta. Bir süredir bunların en başında Kuzey Karadeniz'den kopup gelen ve zaman zaman sahillerimize vuran kontrolsüz askeri mühimmat, İHA atıkları ve SİDA’lar geliyor. Karadeniz'i adeta bir sürüklenme alanına çeviren bu duruma verilebilecek en son örnek 21 Ağustos'ta yaşandı.

Arnavutköy Karaburun sahilinde olta atan vatandaşlar, denizde bir cisim fark ederek bölgedeki cankurtaranlara haber verdi. Ekipler cismin İHA olduğunu değerlendirerek Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdi. İlk değerlendirmelerde İHA’nın patlayıcı taşıyor olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi. SAS komandoları güvenlik tedbirleri kapsamında İHA’yı bulunduğu noktada imha etti. Karaburun ve çevresindeki Karadeniz kıyılarında geçen günlerde de mühimmat ve savaş kalıntısı olduğu düşünülen çeşitli cisimler görülmüştü.

Infografik Görsel (Quality Image)

Peki savaşın elektronik harp ve sinyal kesme faaliyetleri gibi boyutları bir İHA’nın veya İDA’nın kontrolünü tamamen kaybettirip yüzlerce kilometre sürüklenmesine nasıl yol açıyor? Karadeniz'in akıntı hatları hangi bölgelere işaret ediyor? SAS hangi durumlarda bu tarz şüpheli cisimleri "yerinde imha" yoluna gidiyor? Tüm bu soruları ve daha fazlasını Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ve Savunma Politikası Analisti Turan Oğuz Milliyet.com.tr okuyucuları için yanıtladı.

'GÖRDÜKLERİMİZ OLANLARIN YÜZDE 10'U KADARDIR'

Turan Oğuz öncelikle tabloyu ortaya koyuyor. Karadeniz'de sadece İHA'lar değil roket parçaları ve boş roket kovanlarının da bulunduğunu anımsatan Oğuz, “Hatırlarsanız bir dönem roket kovanları da sahile vurmuştu. Karadeniz'deki akıntı kuzeyden güneye doğru olduğu için, kuzeyde denize düşen veya işi bittikten sonra denize bırakılan her türlü materyal doğrudan sahillerimize doğru geliyor” diyor ve “Sadece roket kovanları da değil; Karadeniz'de çok sayıda patlamamış mühimmat ve sürüklenen mayın var. Bunların çok azı haberlere yansıyor. Bizim gazetelerde veya televizyonlarda gördüğümüz haberler, aslında bu olayların sadece yüzde 10'u ya da 15'i kadardır” şeklinde konuşuyor.

Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ise materyalin muhtemel yolcuğuna değinirken Karadeniz'de kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatıdan esen rüzgarların etkisine vurgu yapıyor ve Karadeniz'in akıntı hattına işaret ederek “Örneğin Odessa'dan doğru gelen bir materyal İstanbul'un kuzey kıyılarına ya da bir ihtimalle Boğaz'a girebilir ancak Kırım'dan gelen şeylerin Zonguldak, Karadeniz Ereğlisi, belki Karasu... Bu taraflara doğru gelme ihtimali daha yüksek oluyor” diyor ve tahmini bir sürüklenmeyi şu ifadelerle hesaplıyor:

“Ortalama bir hesap yapmak gerekirse 1.5-2 knot'lık bir rüzgar ve akıntıyla beraber ancak ulaşması 2.5-3 gün, belki 4 gün civarında sürer. Şunu da belirtmek lazım: Mevsimsel olarak Karadeniz'de kuzey, kuzeybatı ve kuzeydoğu rüzgarları çok etkilidir. Bu rüzgarların sürüklenmeyi hızlandırıcı bir etkisi var. Ancak örneğin 2 güne gelmesi için rüzgarın gerçekten şiddetli olması lazım.”

Peki vurulmaları dışında İHA veya İDA’lar nasıl tamamen kontrolden çıkıp yüzlerce kilometre sürükleniyor? Turan Oğuz, Karadeniz'de yoğun bir elektronik harp uygulandığının altını çizerken sinyal karıştırma veya köreltme yapıldığında İHA ve İDA'ların operatörle bağlantısını kaybedebildiğinin altını çiziyor:

Alıntı Metni

Bu noktada Turan Oğuz, “yerinde imha” kararının da net prosedürler gereği alındığını dile getiriyor ve “Ekipler öncelikle cismin üzerinde bir tuzaklama veya patlayıcı düzenek olup olmadığını kontrol eder. Ancak askeri prosedür gereği, menşei veya durumu tam olarak bilinmeyen, üzerinde patlayıcı taşıma riski bulunan veya tehlike arz eden unsurlar -özellikle sivillerin yoğun olduğu bölgelerde- riske atılmayarak yerinde veya emniyetli bir alana çekilerek imha edilir. Risk almak istenmez” diyor.

'TÜRKİYE ÇOK HIZLI TEDBİR ALDI'

Meselenin tedbirler ve potansiyel riskler açısını da mutlaka ele almak gerekiyor. Turan Oğuz özellikle Şubat 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra Türkiye'nin çok hızlı tedbirler aldığının altını çiziyor. “Karadeniz'de sadece yüzen cisimler değil, su altındaki tehditler de takip ediliyor. Özellikle savaşın başından beri Karadeniz'e dökülen mayınlar büyük risk oluşturuyordu. Türkiye bu konuda çok hızlı tedbir aldı. SAS komandoları ve Deniz Kuvvetleri unsurları 7/24 esaslı bir nöbet sistemine geçti” diyen Oğuz şöyle devam ediyor:

Alıntı Metni

Özellikle İHA'lara entegre edilen termal kameralar ve radarlar sayesinde deniz yüzeyindeki küçük objelerin dahi tespit edilebildiğini dile getiren Oğuz sisli havalarda veya çok fırtınalı denizlerde görüş açısının düşebildiğini fakat çok katmanlı bir kontrol mekanizmasının işletildiğini vurgularken “Yani kuzeyden gelen bu kontrolsüz mühimmat veya İHA/İDA parçaları, Türkiye'nin savunma kalkanı ve erken tespit sistemleri sayesinde büyük bir tehdide dönüşmeden etkisiz hale getiriliyor” diyor.

'SİVİL GÖZLEM VE BİLDİRİMLER ÇOK ÖNEMLİ'

Bu çerçevede Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan da değerlendirmelerde bulunurken gemi radarları ve özellikle VTS (Gemi Trafik Hizmetleri) radarlarının yat veya balıkçı teknesi gibi büyük boyutlu nesneleri görebildiğini, su yüzeyindeki daha küçük boyutlu şeyleri görmenin normal şartlarda çok çok zor olduğunu dile getiriyor. Hem ticari hem de askeri denizcilik alanında özellikle SİDA'ların tespitinin çok zor olduğuna da değinen Doç. Dr. Arıcan, tüm askeri teknolojilerin yanında sivil gözlemlerin ve bildirimlerin de çok önemli olduğunun altını çiziyor:

“Gündüzleri gemilerin çok dikkatli olması gerekiyor. NAVTEX yayınlarıyla uyarılarda bulunuluyor. Gemiler deniz üzerinde bilinmeyen bir nesne gördüklerinde önlem alınabilmesi için bunu derhal VTS'e -özellikle İstanbul VTS'e- bildirmeli. Gemilerdeki gözcülerin, balıkçıların ve teknelerin çok dikkatli olması ve bir cisim gördüklerinde 'Önemsizdir' demeden bildirim yapmaları şart. Bir akademisyen olarak değil, bir denizci olarak söylüyorum: Denize neredeyse paralel yüzen 1-2 metrelik bir cismi radarla tespit etmek imkansız gibidir; en önemli unsur görsel gözlem ve bildirimdir.”

Doç. Dr. Arıcan aynı zamanda öneriler de getiriyor. “Başıboş mayınları veya SİDA'ları tespit etmek amacıyla 'Manila ağı' benzeri şamandıralı ağ sistemleri düşünülebilir. Akıntının yönüne göre kurulan bu ağlara sürüklenen unsurlar takılabilir. Dünya genelinde uygulanan bu sistem Karadeniz'de şu an yok ama yapılabilir. Tabii çok geniş alanlarda değil, akıntının yoğunlaştığı dar alanlarda uygulanabilir” diyen Doç. Dr. Arıcan, “Diğer hayati konu ise Karadeniz'deki güçlü dip akıntıları” ifadelerini kullanıyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

Alıntı Metni

Kaynak

Milliyet Spor

Orijinal habere git →
PaylaşXWhatsAppTelegram
💹Piyasalarcanlı
Yükleniyor...

Her 60 sn güncellenir · haberlerpuls.com