Ana Sayfa
Spor🔥9.2

Bir gol makinesinin anatomisi! Erling Haaland'ın sıra dışı rutini bilim mi, çılgınlık mı?

2026 FIFA Dünya Kupası’nda attığı gollerle Norveç’i tarihinde ilk kez çeyrek finale taşıyan Erling Haaland, sahadaki performansının yanı sıra günlük yaşam rutinleriyle de gündem oldu. Günde 6 öğün yiyerek yaklaşık 6 bin kalori tüketen, her gün yüzlerce şınav ve binlerce karın egz

Milliyet Spor· Milliyet Spor11 Temmuz 202614 dk okuma
Kaynağa Git
Bir gol makinesinin anatomisi! Erling Haaland'ın sıra dışı rutini bilim mi, çılgınlık mı?

2026 FIFA Dünya Kupası’nda attığı gollerle Norveç’i tarihinde ilk kez çeyrek finale taşıyan Erling Haaland, sahadaki performansının yanı sıra günlük yaşam rutinleriyle de gündem oldu. Günde 6 öğün yiyerek yaklaşık 6 bin kalori tüketen, her gün yüzlerce şınav ve binlerce karın egzersizi yapan, buz banyosu ve saunayı aksatmayan Haaland'ın en çok konuşulan alışkanlıklarından biri ise uyurken dudaklarını bantlaması oldu. Peki bu rutinler gerçekten performansı zirveye taşıyor mu, yoksa bilinçsizce uygulanırsa ciddi sağlık sorunlarına mı davetiye çıkarıyor?

Milliyet.com, Haaland'ın çok konuşulan beslenme, antrenman ve uyku düzenini spor hekimi, ortopedi, kardiyoloji, kulak burun boğaz, spor psikolojisi ve beslenme uzmanlarına sordu. Uzmanların değerlendirmeleri, sosyal medyada hızla yayılan bu alışkanlıklarla ilgili dikkat çeken uyarıları da beraberinde getirdi.

HAALAND'IN BAŞARI REÇETESİ BİLİM Mİ ÇILGINLIK MI?

İngiliz basınından The Sun'ın haberine göre Erling Haaland'ın günlük rutini, profesyonel sporcular arasında bile dikkat çekiyor. Norveçli yıldızın günde 6 öğün tüketerek yaklaşık 6 bin kalori aldığı belirtiliyor. Beslenme programında tavuk, biftek, balık, yumurta, makarna ve sebzenin yanı sıra sakatat, çiğ süt ve bal gibi besinler de yer alıyor.

GÜNDE 6 BİN KALORİ, DUDAK BANDI VE BUZ BANYOSU

Ancak Haaland'ı gündeme taşıyan yalnızca beslenme alışkanlıkları değil. Her gün 300 şınav çektiği ve 1000 tekrarlı karın egzersizi yaptığı öne sürülen yıldız futbolcu, antrenman sonrası buz banyosu ve saunayı da rutininden çıkarmıyor.

Başarısının en önemli anahtarlarından birinin kaliteli uyku olduğuna inanan Haaland'ın, uykuya dalmadan önce mavi ışık engelleyici gözlük kullandığı, gece boyunca burundan nefes alabilmek için ise dudaklarını bantladığı ifade ediliyor.

Futbol dünyasında büyük ilgi gören bu sıra dışı alışkanlıklar, sağlık açısından gerçekten faydalı mı? İşte uzmanların dikkat çeken değerlendirmeleri.

"6 BİN KALORİ HERKESE GÖRE DEĞİL"

Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, Haaland'ın günlük yaklaşık 6 bin kalorilik beslenme düzeninin yalnızca elit sporcuların bireysel ihtiyaçlarına göre planlanabileceğini söyledi. Bu tür bir beslenme modelinin sıradan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini vurgulayan Bengi, "Belirleyici olan yalnızca alınan kalori değil, harcanan enerjidir." dedi.

"Futbol gibi yüksek yoğunluklu sporlarda antrenman yükü, maç yoğunluğu ve toparlanma süreçleri günlük enerji ihtiyacını önemli ölçüde artırabilir. Ancak enerji harcaması daha düşük olan bir bireyin aynı şekilde beslenmesi, zaman içinde kronik enerji fazlasına neden olur."

Uzun süre ihtiyaçtan fazla kalori alınmasının vücutta yağlanmayı artıracağını belirten Bengi, "Özellikle visseral yağlanma; insülin direnci, metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı , kan yağlarında bozulma ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Elit sporcuların beslenmesi günlük kalori miktarı örnek alınarak taklit edilmemelidir." ifadelerini kullandı.

"KAS YAPAN TEK ŞEY PROTEİN DEĞİL"

Haaland'ın beslenmesinde yer alan yüksek proteinli gıdaları da değerlendiren Bengi, kas gelişiminin yalnızca protein tüketimine bağlı olmadığını söyledi.

"Yumurta, balık, tavuk ve yağsız kırmızı et; içerdikleri yüksek kaliteli protein sayesinde egzersiz sonrası kas protein sentezini destekleyerek kas onarımına katkı sağlar. Kas gelişimi için uygun egzersiz, yeterli enerji alımı, yüksek kaliteli protein, yeterli karbonhidrat tüketimi ve kaliteli uyku birlikte değerlendirilmelidir. Bu faktörlerden biri eksik olduğunda kas gelişimi de sınırlanabilir."

Altı öğün beslenme için Bengi, öğün sayısının daha çok sporcunun enerji ihtiyacını karşılamak ve antrenman planına uyum sağlamak amacıyla düzenlendiğini ifade etti.

"ÇİĞ SÜTÜN KANITLANMIŞ BİR ÜSTÜNLÜĞÜ YOK"

Son dönemde sıkça tartışılan çiğ süt tüketimine de değinen Bengi, bu konuda bilimsel verilerin net olduğunu söyledi.

"Mevcut bilimsel çalışmalar, çiğ sütün pastörize süte göre performans veya toparlanma açısından anlamlı bir üstünlük sağladığını göstermiyor. Ayrıca bu farklılıkların beslenme açısından klinik olarak anlamlı bir avantaj oluşturduğuna dair güçlü kanıt bulunmuyor. Buna karşın mikrobiyolojik risk taşıyabildiği için enfeksiyon riski oluşturabiliyor."

Sporcularda birkaç gün süren bir sindirim sistemi enfeksiyonunun bile performansı olumsuz etkileyebileceğini belirten Bengi, "Sporcu beslenmesinde kanıtlanmamış faydalardan önce gıda güvenliği ön planda tutulmalıdır." dedi.

KAS YAPMAK İSTEYEN GENÇLER İÇİN UYARI

Kas yapmak isteyen gençlerin en sık yaptığı yanlışın, başarılı sporcuların beslenmesini kendi ihtiyaçlarını dikkate almadan kopyalamak olduğunu söyleyen Bengi, şu uyarılarda bulundu:

"Kas gelişimi yalnızca yüksek protein tüketmekle olmaz. Gereksinim hesaplanmadan çok yüksek kalori almak, sadece proteine odaklanmak, sosyal medyada görülen beslenme modellerini birebir uygulamak kaçınılması gereken uygulamalardır."

Bengi, sporcu beslenmesindeki temel ilkenin mümkün olduğunca fazla yemek yemek olmadığını vurgulayarak, "Amaç; bireysel gereksinim kadar doğru besini, doğru zamanda ve doğru miktarda tüketmektir." ifadelerini kullandı.

"SAKATAT TEK BAŞINA KARACİĞERİ YORMAZ"

Sakatat tüketimiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bengi, miktar ve tüketim sıklığının belirleyici olduğunu söyledi.

"Sakatat tüketiminde temel belirleyici miktar ve tüketim sıklığıdır. Mevcut bilimsel kanıtlar, sağlıklı bireylerde ölçülü sakatat tüketiminin tek başına karaciğeri ‘yorduğunu’ göstermemektedir. Ancak özellikle karaciğer gibi A vitamini içeriği yüksek sakatatların sık ve yüksek miktarda tüketilmesi önerilmez. Sporcu beslenmesinde önemli olan tek bir besine ağırlık vermek değil, beslenmede çeşitliliği koruyan ve bireysel gereksinimleri karşılayan dengeli bir beslenme modelidir."

Bengi, sporcu beslenmesinde tek bir besine odaklanmak yerine, bilimsel kanıta dayalı, bireysel gereksinimlere uygun ve dengeli bir beslenme modelinin esas alınması gerektiğini vurguladı.

"HAALAND'IN YAPTIĞI ARTIK PROFESYONEL SPOR"

Haaland'ın yoğun antrenman programını değerlendiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Satılmış ise bu seviyedeki egzersizin sıradan bireylerle kıyaslanamayacağını söyledi.

"Normal bir insanın haftada yaklaşık 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmasını öneriyoruz. İsteyen kişiler bunu 300 dakikaya kadar çıkarabilir. Ancak 300 dakikanın üzerindeki egzersiz artık profesyonel seviyeye girer. Haaland'ın yaptığı da artık profesyonel spor. Bu noktada amaç kas gelişimini en üst seviyeye taşımaktır."

Satılmış, Haaland'ın ağırlık yerine daha çok kendi vücut ağırlığını kullandığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Şınav, mekik ve gerdirme gibi egzersizler kişinin kendi ağırlığıyla yaptığı çalışmalardır. Bunlar kas tonusunu artıran ve kas boyunu uzatmaya yardımcı olan egzersizlerdir. Haaland'ın ince ve uzun kas yapısına sahip olmasının nedenlerinden biri de bu antrenman modelidir."

'SAUNA HERKES İÇİN GÜVENLİ DEĞİL'

Kardiyoloji Uzmanı Satılmış, son dönemde sporcular arasında yaygınlaşan sauna ve buz banyosu uygulamalarının herkes için uygun olmadığını söyledi. Özellikle kalp hastalarının bu yöntemleri doktor kontrolü olmadan denememesi gerektiğini vurgulayan Satılmış, önemli uyarılarda bulundu.

"Sauna ile ilgili yararlar özellikle Kuzey ülkelerinde yapılan çalışmalarda gösterilmiş durumda. Ancak bu kişiler genç yaşlardan itibaren, kalp hastalığı gelişmeden bu alışkanlığı sürdüren bireyler. Kalp hastalığı geliştikten sonra ise mutlaka doktor kontrolü gerekir. Yeni kalp krizi geçirenlerde, kalp büyümesi olanlarda, tansiyon problemi veya ritim bozukluğu yaşayanlarda sauna tehlikeli olabilir. Çünkü damarları gevşeterek ciddi sıvı kaybına neden olur. Bu da düşük tansiyon, çarpıntı ve kalp yetmezliğinin kötüleşmesi gibi sonuçlara yol açabilir."

Satılmış, sağlıklı bireylerde ise saunanın farklı etkileri olabileceğini belirterek, "Kalp hızını artırarak kalori yakımını ve yağ tüketimini desteklediği, damar dolaşımına olumlu katkı sağlayabildiği yönünde çalışmalar bulunuyor." dedi.

'UYKU ARTIK HAYATIN 8. HARİKASI OLARAK GÖRÜLÜYOR'

Kalp sağlığı açısından kaliteli uykunun önemine dikkat çeken Satılmış, uykunun vücudun yenilenmesinde kritik rol oynadığını söyledi.

"Bugün dünyada, özellikle Amerika'da uyku adeta hayatın 8. harikası olarak anlatılıyor. Kalp sağlığı için de çok önemli. Aynı zamanda vücudun yenilenmesini sağlıyor. Serotonin, melatonin ve büyüme hormonu gibi birçok hormonun salgılanması uyku sırasında artıyor. Bu nedenle kaliteli uyku hem kalp sağlığı hem de vücudun kendini onarması açısından vazgeçilmez."

'BURUNDAN NEFES ALMAK VÜCUT İÇİN BÜYÜK AVANTAJ SAĞLIYOR'

Uyurken dudak bantlamasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Satılmış, asıl önemli olanın burundan nefes almak olduğunu söyledi.

"Genel olarak burundan nefes almayı öneriyoruz. Çünkü burun, solunan havanın sıcaklığını ve vücudun ihtiyaç duyduğu oksijen miktarını düzenler. Ağızdan alınan havada bu denge sağlanamaz ve bazı kişilerde baş dönmesine kadar giden sorunlar görülebilir."

Burundan nefes almanın damar sağlığı açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Satılmış, "Burundan nefes alındığında nitrik oksit salınımının arttığını biliyoruz. Nitrik oksit damarların genişlemesine yardımcı olan önemli bir maddedir. Burunun bu açıdan da çok önemli bir görevi vardır." ifadelerini kullandı.

'KALBİN DE BİR SINIRI VAR'

Yoğun egzersiz yapanların kalp hızını takip etmesi gerektiğini belirten Satılmış, aşırı zorlanmanın önemli bir uyarı işareti olduğunu söyledi. "Egzersizde temel kural maksimum kalp hızıdır. Bunun hesabı 220'den yaşın çıkarılmasıyla yapılır. Örneğin 40 yaşındaki bir kişinin maksimum kalp hızı yaklaşık 180'dir. Uzun süre bunun üzerinde kalınması kalbin zorlandığını gösterir. Ayrıca egzersiz sırasında tansiyonun 160-180 mmHg'nin üzerine çıkması da vücudun ciddi şekilde zorlandığının göstergesi olabilir."

"HAALAND'IN ANTRENMANINI TAKLİT ETMEK SAKATLIĞA DAVETİYE ÇIKARABİLİR"

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Tunca Cingöz, Haaland'ın uyguladığı belirtilen antrenman programının sıradan bireyler için örnek alınmaması gerektiğini söyledi. Elit sporcuların yıllar süren bir adaptasyon sürecinden geçtiğini belirten Cingöz, aynı yüklenmenin hazırlıksız bir vücutta ciddi sakatlıklara neden olabileceğini vurguladı.

"Öncelikle basına yansıyan bu rakamları her gün birebir uygulanan bir reçete gibi okumamak gerekir. Haberler zaman zaman abartılabilir ya da bağlamından koparılabilir. Ancak doğru olduğunu varsaysak bile Erling Haaland gibi elit sporcuların kas-iskelet sistemi çocukluk yıllarından itibaren kademeli olarak bu yüklere adapte olmuştur."

Haaland'ın yaptığı yüksek tekrarların profesyonel seviyedeki bir sporcu için farklı anlam taşıdığını ifade eden Cingöz, "300 şınav ve bin tekrarlı karın egzersizi onun seviyesinde koruyucu bir merkez bölge (core) antrenmanı niteliğindedir. Çünkü 6 bin kalorilik beslenme programı ve profesyonel toparlanma süreçleri kas yıkımını telafi eder. Ancak altyapısı olmayan bir kişinin aynı hacimde antrenman yapması aşırı kullanım yaralanmaları ve ani yüklenme nedeniyle sakatlık riskini ciddi şekilde artırır." dedi.

"300 ŞINAV OMUZU, BİN MEKİK BELİ ZORLAYABİLİR"

Hazırlıksız yapılan yüksek tekrarların özellikle omuz ve omurgada önemli sorunlara yol açabileceğini söyleyen Cingöz, şu uyarılarda bulundu:

"Alışık olmayan bir omuz eklemine her gün 300 şınav yükü bindirmek; rotator kılıf tendinitleri, omuz sıkışma sendromu, biceps tendinopatisi ve el bileğinde kıkırdak zedelenmelerine neden olabilir. Bin tekrarlı klasik karın egzersizleri ise bel omurları arasındaki disklere ciddi basınç uygular. Bu durum bel fıtığı, boyun ağrısı, faset eklem kilitlenmeleri ve omurga çevresindeki kas spazmlarına yol açabilir."

Antrenmanın temel kuralının kademeli ilerleme olduğunu vurgulayan Cingöz, "Haaland örnek alınacaksa yaptığı tekrar sayıları değil, bu seviyeye yıllar içinde nasıl ulaştığı örnek alınmalıdır. Haftalık antrenman yükünü yaklaşık yüzde 10'un üzerinde artırmak sıradan bir insan için sakatlanmaya davetiye çıkarır." ifadelerini kullandı.

"HAALAND YAPIYOR' DİYEREK BAŞLAMAK EN BÜYÜK HATA"

Sosyal medyada profesyonel sporcuların antrenmanlarını birebir uygulamaya çalışanlara da uyarılarda bulunan Cingöz, en sık karşılaştıkları hatanın yüklenmeyi çok kısa sürede artırmak olduğunu söyledi.

"Spor pratiğimizde en sık gördüğümüz hata, 'kademeli yüklenme' kuralının ihlal edilmesi. Ben buna 'çok şeyi çok erken yapma hastalığı' diyorum. Kaslar birkaç haftada adapte olabilir ancak tendonlar, bağlar ve kıkırdak dokusu bu yüklere aylar içinde uyum sağlar. Dokuların kapasitesi aşılırsa kopmalar ve kronik ağrılar kaçınılmaz hale gelir."

"BU BELİRTİLER VARSA ANTRENMANI BIRAKIN"

Vücudun verdiği uyarı sinyallerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Cingöz, şu belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi: "Antrenman sonrası kas ağrısı normaldir ancak 48-72 saati geçen ağrılar uzman değerlendirmesi gerektirebilir. Kas yerine doğrudan diz, omuz veya bel gibi eklemlerin içinde hissedilen keskin ve batıcı ağrılar önemlidir. Eklemde takılma, kilitlenme, hareket kaybı veya güvensizlik hissi oluşuyorsa dikkate alınmalıdır. Ayrıca istirahatte veya gece devam eden ağrı ile eklem şişliği alarm bulgusudur. Böyle bir durumda antrenman derhal kesilmelidir."

"İYİ UYKU DOĞAL DOPİNGDİR, BANT VE GÖZLÜĞÜN ETKİSİ ABARTILIYOR"

Uyku kalitesinin toparlanmadaki önemine değinen Cingöz, asıl belirleyici unsurun doğru uyku alışkanlıkları olduğunu söyledi.

"Uyku, kas-iskelet sisteminin toparlanmasında en güçlü ve en ucuz araçtır. Doku onarımı, protein sentezi ve hormonal düzenlenme büyük ölçüde derin uykuda gerçekleşir. Bu nedenle iyi bir uyku sporcunun en güçlü doğal dopingidir."

Ancak son dönemde popüler hale gelen dudak bandı ve mavi ışık engelleyici gözlük uygulamalarının etkisinin abartıldığını belirten Cingöz, "İyi uykuyu sağlayan asıl faktör; düzenli uyku saati, karanlık ve serin bir oda, kafein ve ekran kullanımının kontrol edilmesi ile yeterli uyku süresidir. Bunlar sağlanmadan dudak bandı veya gözlük kullanmak, evin çatısını tamir etmeden duvara tablo asmaya benzer." dedi.

"DUDAK BANDI HERKESE ÖNERİLEMEZ"

Dudak bantlamanın toplumun geneline önerilebilecek bir uygulama olmadığını vurgulayan Cingöz, "Özellikle herkes için uygun değildir ve bazı kişilerde risk oluşturabilir. Bu konuda Kulak Burun Boğaz uzmanı değerlendirmesi gerekebilir. Burnundan rahat nefes alan sağlıklı bir yetişkinde büyük ihtimalle zararsız olsa da genel bir tavsiye olarak önerilmez." ifadelerini kullandı.

Mavi ışık engelleyici gözlüklerle ilgili de değerlendirmede bulunan Cingöz, "Melatonin hormonunun baskılanmasını azaltarak derin uykuya geçişi hızlandırabilir. Elit sporcularda yüzde 1'lik performans artışı bile çok önemli olabilir. Ancak gözlüğü takıp yatakta telefon kullanmaya devam eden biri için asıl sorun gözlük değil, davranıştır." dedi.

"SOĞUK SU HER ZAMAN KAS GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAMAYABİLİR"

Buz banyosu ve sauna uygulamalarına da değinen Cingöz, ani sıcak-soğuk geçişlerinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini belirtti.

"Sağlıklı ve antrene sporcular bu uygulamaları tolere edebilir. Ancak hipertansiyon, ritim bozukluğu veya bilinen kalp hastalığı olan kişiler için risk oluşturabilir."

Soğuk su banyosunun toparlanma üzerindeki etkisine dikkat çeken Cingöz, "Maçlar arasında kas ağrısını azaltmak ve hızlı toparlanmayı sağlamak açısından faydalıdır. Ancak kas yapmayı hedefleyen ağırlık antrenmanının hemen ardından uygulanması kas gelişimini olumsuz etkileyebilir. İlginç şekilde kas lifi büyümesini azaltmasına rağmen kuvvet kazanımını aynı ölçüde etkilemeyebilir." değerlendirmesinde bulundu.

"DUDAKLARIN BANTLANMASINI ÖNERMİYORUM"

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Deniz Tuna Edizer, son dönemde sosyal medyada yaygınlaşan dudak bantlama trendine karşı uyardı. Ağız açık uyumanın tek başına bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Edizer, öncelikle altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini söyledi.

Doğal olanın uyku sırasında ağız kapalı şekilde burundan nefes almak olduğunu vurgulayan Edizer, "Dudakların bantlanmasını önermiyorum. Hava yolu açık olmasına rağmen çene ve kemik yapı problemlerine bağlı olarak da ağız açık uyuma görülebilir." dedi.

"KESİN OLARAK ÖNERMİYORUM"

Dudak bantlamanın oksijen alımını artırdığı yönündeki iddiaları da değerlendiren Edizer, uygulamanın doğru bir yöntem olmadığını söyledi: "Eğer burun tıkalıysa, ağzın da yapay olarak kapatılması doğal olarak nefes alma zorluğu oluşturur. Ancak bu durum boğulma riski yaratacak bir tablo değildir. Çünkü kişi nefes alamadığında kısa sürede bandı çıkaracaktır. Buna rağmen dudak bantlama yöntemini kesin olarak önermiyorum.

Burun; havayı nemlendirme, filtreleme ve solunan havadaki partikülleri süzme gibi çok önemli görevler üstlenir. Sürekli ağızdan nefes almak burnun bu görevlerini yerine getirememesi anlamına gelir. Bu durum ağız kuruluğu ve sabah boğaz ağrısına yol açabilir."

Özellikle çocuklarda uzun süreli ağız solunumunun daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Edizer, "Çocuklarda çene ve diş gelişim bozuklukları ile yüz şekil bozuklukları görülebilir. Uyku apnesinin eşlik ettiği durumlarda ise gün içinde huzursuzluk, sinirlilik, gelişim geriliği ve gece idrar kaçırma gibi sorunlar ortaya çıkabilir." dedi.

Edizer, erişkinlerde ise uyku kalitesinin bozulmasına bağlı olarak "Sabah dinç uyanamama, sabah baş ve boğaz ağrıları, gün boyu yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve depresyon benzeri şikayetler görülebilir." ifadelerini kullandı.

"MAVİ IŞIK GÖZLÜĞÜ PERFORMANSI DOLAYLI OLARAK DESTEKLEYEBİLİR"

Spor Hekimi Uzm. Dr. Uğur Diliçıkık ise son yıllarda sporcular arasında yaygınlaşan mavi ışık engelleyici gözlüklerin uyku kalitesini destekleyebileceğini ancak bu konuda bilimsel verilerin henüz kesinleşmediğini söyledi.

"Yakın tarihli sistematik derlemeler, mavi ışığı engelleyen gözlüklerin özellikle uyku problemi yaşayan kişilerde fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak piyasada satılan ürünlerin büyük bölümü belirli bir standarda sahip değil. Hangi dalga boylarını engellediği ve bunun biyolojik ritim üzerindeki etkisi her üründe aynı olmayabilir."

Diliçıkık, yatmadan önce bir ila iki saat mavi ışık engelleyici gözlük kullanılmasının melatonin salgısını destekleyebileceğini belirterek, "Melatonin yalnızca uyku hormonu değildir. Doku hasarını azaltmaya, inflamasyonu baskılamaya ve yoğun egzersiz yapan sporcularda toparlanmayı desteklemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle sportif performansa doğrudan değil, dolaylı katkı sağlayabilir." dedi.

"ZİHİNSEL YÜK DOĞRU YÖNETİLMEZSE SÜRDÜRÜLEMEZ"

Bu kadar yoğun bir yaşam tarzının psikolojik yönüne de değinen Diliçıkık, elit sporcuların yalnızca fiziksel değil zihinsel olarak da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

"Haaland'ın bu baskıyı; antrenman yükünü doğru ayarlayarak, kusursuzluk yerine daha esnek hedefler belirleyerek, sınırlarının farkında olarak ve hayatının merkezini sadece spordan ibaret görmeyerek yönettiğini düşünüyorum. Farklı hobiler ve sosyal yaşam da bu dengeyi kurmaya yardımcı olabilir."

Spor psikologlarının desteğinin de büyük önem taşıdığını belirten Diliçıkık, "Zihinsel sağlık, performansı, dayanıklılığı ve genel iyilik halini doğrudan etkiler. Bu nedenle sporcularda stres yönetimi büyük önem taşır. Mindfulness, bilişsel davranışçı terapi, imgeleme ve nefes terapisi gibi yöntemlerle sporcuların karşılaştıkları baskıyı daha sağlıklı yönetmeleri hedeflenir." ifadelerini kullandı.

"BİYO-HACKLEME ARTIK ELİT SPORUN BİR PARÇASI HALİNE GELİYOR"

Son yıllarda adından sıkça söz ettiren biyo-hackleme yöntemlerinin giderek daha fazla kullanılacağını belirten Diliçıkık, bu yaklaşımın performans sporlarında standart uygulamalardan biri olabileceğini söyledi.

"Sağlığı ve performansı artırmak amacıyla yaşam tarzı, beslenme, çevre ve biyoloji üzerinde bilinçli değişiklikler yapılmasını içeren biyo-hackleme giderek daha fazla ilgi görüyor. Beslenme, egzersiz bilimi, genetik ve nörobilim gibi farklı alanlardan elde edilen bilgiler bir araya getiriliyor."

Diliçıkık, "Kuvveti, dayanıklılığı ve toparlanmayı en üst düzeye çıkarmak, bunu uzun sezon boyunca sürdürebilmek ve performans sınırlarını zorlayabilmek için bu yöntemlerin elit sporun rutin bir parçası haline gelmesi bekleniyor." dedi.

"DİSİPLİN TEK BAŞINA TÜKENMİŞLİK YARATMAZ"

Haaland'ın katı antrenman, beslenme ve uyku düzenini değerlendiren Spor Psikoloğu Arda Alkan da, dışarıdan bakıldığında bu yaşam tarzının yorucu görünebileceğini ancak belirleyici olanın disiplinin kendisi değil, sporcunun bu disiplinle kurduğu psikolojik ilişki olduğunu söyledi.

"Dışarıdan bakınca bu kadar katı bir disiplin insanı tüketir gibi görünebilir. Ancak spor psikolojisinde önemli olan sadece ne yaptığınız değil, bunu neden yaptığınızdır. Eğer sporcu bu rutinleri 'Yapmazsam başarısız olurum', 'Bir günü kaçırırsam her şey biter' ya da sürekli kendini kanıtlama ihtiyacıyla uyguluyorsa, zamanla zihinsel tükenmişlik riski artabilir. Elit sporcuların önemli bir bölümü karar yorgunluğunu azaltan rutinler oluşturur. Böylece her gün 'Bugün antrenman yapmalı mıyım?' ya da 'Bugün erken yatmalı mıyım?' gibi kararlarla enerji harcamak yerine, performanslarına odaklanabilirler."

"GENÇLER SONUCU GÖRÜYOR, SÜRECİ GÖRMÜYOR"

Yıldız futbolcuların günlük rutinlerini örnek alan genç sporculara da önemli uyarılarda bulunan Alkan, en büyük hatanın yalnızca görünen kısmı taklit etmek olduğunu söyledi.

"Gençler sonucu görüyor, süreci görmüyor. Haaland'ın bugün uyguladığı rutinler, çocukluk yıllarından itibaren inşa ettiği uzun bir gelişim sürecinin parçası olabilir. Ancak genç sporcular çoğu zaman bu sürecin tamamını değil, yalnızca son halkasını kopyalamaya çalışıyor."

Performans gelişiminin tamamen bireysel olduğunun altını çizen Alkan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Spor psikolojisinde amaç başkasının rutinini kopyalamak değil; yaşınıza, gelişim düzeyinize ve ihtiyaçlarınıza uygun sürdürülebilir bir sistem oluşturmaktır. Başarı, en zor rutini uygulayanın değil, yıllarca sürdürebileceği doğru rutini oluşturabilenin olur. Sosyal medyada gördüğünüz rutinler bir sporcunun hayatının tamamını değil, çoğu zaman sadece vitrini gösterir. Kendinizi başkalarının rutinleriyle kıyaslamak yerine, sizi uzun vadede geliştirecek alışkanlıklara odaklanın."

Kaynak

Milliyet Spor

Orijinal habere git →
PaylaşXWhatsAppTelegram
💹Piyasalarcanlı
Yükleniyor...

Her 60 sn güncellenir · haberlerpuls.com